MENÜ ☰
Ahmet Şimşek Koleji
Kartal Gazetesi » Dikkat Çekenler, Flaş, Manşet, Politika, Sivil Toplum, Toplum » “Kürt Açılımı” mı, “Türkiye Cumhuriyeti’nin Tasfiyesi” mi?
“Kürt Açılımı” mı, “Türkiye Cumhuriyeti’nin Tasfiyesi” mi?


Türkiye Kamu-Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan’ın Kürt açılımı konusunda yaptığı basın açıklaması aşağıdadır.

“Kürt Açılımı” safsatası artık iyiden iyiye can sıkmaya başladı. Nasıl ki zehiri altın kadehte sunarlarsa Hükûmet de aynısını yapıyor: Daha sağlıklı ve gerçek adıyla “Etnik Çözülme” olması gerekirken, Hükûmet’in kamuoyunu aldatmak kastıyla “demokratik” adını koyarak şirin göstermeye çalıştığı “Kürt Açılımı”, Türkiye yanıp tutuşacak olsa karşısına geçip keyifle sigarasını tütürecek olanlar dışında, aklı başında, sorumluluk bilincine vakıf, vatansever her kesimden şiddetli ve git-gide artan tepkiler almaya devam ediyor.
Aşağıdaki satırlarda anlatacaklarımızdan çıkarılacak sonuç basitçe şudur:
“Kürt Açılımı” denen şey, Türkiye Cumhuriyeti’nin, “Etnik Çözülme” yolu ile tasfiyesinin ilk aşamasından başka birşey değildir.
Niçin mi? Hep beraber görelim:

I -Bu Âna Kadarki Gelişmelerin Özet Dökümü

Şu ân itibariyle, “Kürt Açılımı”nda varılan nokta şu şekilde özetlenebilir:
1: Hükûmet, resmî adının “Kürt Açılımı” mı “Demokratik Açılım” mı olduğu bile hâlâ tam olarak netlik kazanmamış bulunan bu projenin içeriği hakkındaki suskunluğunu devam ettirmektedir. Devlet yönetiminin ciddiyeti ile bağdaştırılması mümkün olmayan bu binbir türlü şüpheye kapı açan, demokrasinin en temel kuralı olan “şeffaflık” ilkesinin kaba birşekilde ihlâlinden başka bir anlam taşımayan bu tedirginlik yaratıcı durum bile göstermektedir ki, Hükûmet, bu projenin mahiyetini açıklamaya cesaret edememektedir; çünkü, bu sakat projesinin toplum tarafından büyük bir infialle karşılanacağından şüphe duymamaktadır. ve bu sebepten .
2. Hükûmet’in, CHP ve bilhassa MHP ile, bu partiler sağlam duruşlarından bugüne kadar henüz herhangi bir taviz vermedikleri halde, temasa geçmekte bu kadar ısrarcı oluşu da, başka yukarıdaki sebebe bağlı olan başka bir vehameti daha göstermektedir: Hükûmet kendisine suç ortağı aramaktadır.
3. Çünkü, aslında, mesele, makul ve mantıklı, Türkiye ve Türk milletinin hayrına bir kanun meselesi ise, Hükûmet’in kanun çıkarmaya yetecek sayısı fazlasıyla bulunmaktadır; ama öyle görülmektedir ki, proje çok ağır, sindirilmesi imkânsız, “uygunsuz” teklifler içermektedir.
4. Fakat tabiatiyle konunun asıl yüzü burada ortaya çıkmaktadır: İçeriği resmen açıklanmamış olsa da, Hükûmet’in gayri resmî sözcüsü mahiyetindeki birtakım basın yayın organlarından ve mâlûm birkısım yazarlar tarafından dile getirildiği şekliyle, “Kürt Açılımı” denen şey, esas olarak, Türkiye’yi Türkiye olmaktan çıkarmaktan, kademeli olarak tasfiyeden başka birşey değildir.
5. Bu vazıyete göre, Meclis’te grubu bulunan iki parti olan CHP ve MHP’den, her görüşme talebinde yüzgeri edilen AKP iktidarı, PKK ve onun Meclisteki kuklası ve uzantısı olan DTP ile başbaşa kalmış bulunuyor ve doğrusu, birbirlerine de çok yakışmış bulunuyorlar.
Kırkbin kere maşaallah! Allah ayırmasın!

Hükûmet’in bu “atılım”ı esasen tâ en başından beri sakattır ve hiç ama hiç güven vermemektedir. Sayın Erdoğan’ın Başbakan olduğu tarihten bu yana bu konudaki politikaları ve fikirleri, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı sıfatıyla bağdaştırılabilecek gibi değildir ve bu da, şüpheleri bir kere daha yoğunlaştırmaktadır.
Çünkü, bir önceki “Başbakan ve Hükûmet Türkiye’yi Nereye Götürüyor?” başlıklı bildirimizde detaylı olarak açıklamış olduğumuz gibi, Sayın Erdoğan;
1: Türkiye’nin bir “etnik harman” olduğunu çok sık dile getirmiş, bu arada, Alford Andrews’ın tesiriyle, 36 etnisiteye ayırdığı Türk toplumunun içinde, bu ülkeye bin yıldan beri adını vermiş olan Türkleri de, Sünni Türkler, Alevi Türkler, Sünni Yörük Türkler, Alevi Yörük Türkler, Sünni Türkmenler, Alevi Türkmenler, Alevi Tahtacı Türkmenler, Alevi Abdal Türkmenler, Şii Azeri Türkler, Karapapak Azeri Türkler, Uygur Türkleri, Kırgız Türkleri, Kazak Türkleri, Özbek Türkleri, Özbek Tatar Türkleri, Kırım Tatar Türkleri, Nogay Tatar Türkleri, Balkar Türkleri, Kumuk Türkler diye parçalamış ve bunlara bir de “Rumca konuşan Müslümanlar” dediği Doğu Karadeniz’li Türkleri de ekleyerek “Türk”ü silip süpürmüştür.
2: Ermenilerin, Türklerin üstüne yapıştırmağa çalıştığı “Soykırım” çirkefini destekleyici mahiyette konuşmalar yapmıştır.
3: PKK’nın uzantısı ve kuklası DTP’ye hitaben, “Elde silahla dolaşmaya gerek yok. Silahsız gelirsin, masada her şeyini konuşursun” demek suretiyle, dolaylı olarak, istemeyerek de olsa, DTP üzerinden PKK’ya, “silahı bırak masaya gel” mesajı vermiştir.
4: 25 yıldır bu ülkeye kan kusturan PKK çetesinin elebaşısı, Türkiye ve Türk düşmanı Abdullah Öcalan’ın, devletin hapishanesinden, senelerce, kanlı örgütünü sevk ve idare etmesine göz yummuştur ve hâlen de yummaya devam etmektedir.
5: En son olarak da, çetebaşının, devlete talimat verircesine, “Yol Haritası” açıklama küstahlığında bulunmasına da ses çıkarmamıştır.
6: Ayrıca, “Kürt kökenli vatandaşlarımın temsilcisi PKK terör örgütü olamaz” kabilinden sözler söylemek suretiyle, bir yandan, PKK’yı muhatap almadığını dile getirirken, diğer yandan da, PKK’nın temel tezine yeşil ışık yakmış olmaktadır. Zira, daha evvelce de açıklamış olduğumuz, “üniter”, yani “bir ve bütün” bir ülkede hiçbir siyasî parti bir etnik grubun temsilcisi olamaz; böyle birşey, ancak, İspanya gibi, etnik yapıya göre otonomilere ayrılmış bir “Bölgeli Devlet” (Regionalised State) için geçerli olabilir. Bu durumda, Sayın Erdoğan, DTP’yi “Kürtlerin Temsilcisi” olarak kabul etmekle, zaten, üniter yapısı dağılmış bir Türkiye’yi zihninde meşrulaştırımış demek olmaktadır.
7. Sayın Erdoğan, bundan üç yıl, üç ay ve birkaç gün önce “PKK terör örgütünün silahlı eylemcileri ve silahlı teröristlerini terörist olarak ilan etmeyen, onlarla bağını koparmayanlar” ve dolayısıyla da “alçaklar, caniler, hainler” ile eşdeğer addettiği DTP’yi şimdi neden “Ben, DTP’yi PKK ile aynı kefede değerlendirmiyorum, değerlendirmek istemiyorum” diyerek aklamakta ve sarmaş dolaş olmakta bir beis görmemektedir? Ne oldu, neler oldu? Yoksa yabancı bir büyük gücün dayanılmaz bir baskısı mı geldi? Bu konudaki ısrarlı suskunluk ise apayrı bir vehamettir.
8: Bunlardan başka, aşağıda yeni örnekleriyle göstereceğimiz gibi, DTP’nin en yetkisizinden en tepedekine varıncaya kadar hemen bütün mensupları, PKK’yı “Kürt halkının haklarını silahla arayan bir silahlı parti”, ve çetebaşı Öcalan’ı da “Büyük Lider” olarak kabul ettiklerini her defasında bağıra bağıra ilan eden siyaseten sabıkalı kişiler oldukları halde, bu kişiler hakkında, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak gereken hukuki süreci başlatacağı yerde, kendileriyle, kimselere açıklamadığı gizli-kapaklı toplantılar yapmaktadır.
9: Son olarak da, ortaya getirdiği Kürt Açılımı projesinin mahiyetini hâlâ resmen kamuoyuna açıklamış değildir.
Bu vazıyete göre, Sayın Erdoğan’ın karakutu gibi ağzını kapattığı Kürt Açılımı elbette vatansever hiç kimseye güven vermeyecektir.

O zaman, gelişmeler nasıl olabilir? Bu soruya şimdilik sağlıklı bir cevap vermek mümkün görülememektedir. Ancak, görülen odur ki, AKP iktidarı, DTP, Abdullah Öcalan ve PKK ile başbaşa kalmış bulunmaktadır ve hep birlikte, Türkiye’yi Türkiye olmaktan çıkaracak planları gözden geçirmektedirler.

II
AKP İktidarı, DTP, Abdullah Öcalan ve PKK İle Başbaşa Kalmış Bulunuyor

Bu suretle, Sayın Erdoğan ve partisi, kaderin garip bir tecellisi ile, kendilerine bir koyun sürüsü bile emanet edilmesi caiz olmayan, siyaseten sabıkalı DTP ile başbaşa kalmış bulunmaktadır.
DTP’liler için, neden dolayı “siyaseten sabıkalı” dediğimize gelince: Bunun için sadece yakın tarihlerde DTP’li yetkililerin birkaç beyanatını vermek bile fazlasıyla yeterli oalcaktır.
Şimdi hep beraber bu beyanatlara bir göz atalım ve her çirkinliği de Sayın Erdoğan’a soralım:

II.1: Öcalan hakkında “PKK önderi Sayın Öcalan” diyerek arzı ubudiyette bulunan DTP Genel Başkanı Ahmet Türk sizin başında bulunduğunuz Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti’ne ve Başbakan olarak da size açıkça hakaret ederken siz neredeydiniz de duymadınız, Sayın Erdoğan?

Buyrunuz nitekim: Ahmet Türk’ten galiz küfür:
“Adam olun, adam!”

(15 Temmuz 2009) (basından)

DEMOKRATİK Toplum Partisi”nin “Barış yürüyüşü” adı altında Diyarbakır“da düzenlediği ve 50 bin kişinin katıldığı yürüyüş sona erdi. DTP“li milletvekili ve belediye başkanlarının da katıldığı ve terörist başının posterleriyle, bölücü terör örgütü PKK flamalarının da taşındığı, “Barış Yürüyüşü”nde konuşan DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, Cumhurbaşkanı ve Başbakan”a seslenerek, “Barışın sesine kulak verin. Adam olun adam” dedi. Genel başkan yardımcısı Emine Ayna ise, hükümete seslendiklerini belirterek, “1 Eylül”e kadar gelişebilecek operasyonlar, çok daha kanlı bir sürecin gelişmesine neden olacaktır” dedi.

DTP seçim otobüsü üzerinden kalabalığa seslenen DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, yıllardan beri özgürlük ve barış mücadelesi yürüttüklerini belirterek, “Barış adına önemli bir süreci yaşıyoruz. Sesimizi dünyaya duyurmak için yollarda, eylemlerde olacağız. Çünkü önemli fırsatların yaratıldığı bir süreçteyiz. PKK, barışçıl sürecin gelişmesi için önemli bir adım daha attı ve ikinci kez fırsat yarattı. DTP ise sivil demokratik çözüm için parlementoda barışı gündeme taşıdı. PKK önderi Sayın Öcalan İmralı’da barışçıl sürecin gelişmesi için “Hazırım” diyor. Başbakan Erdoğan 2005 yılında “Geçmişte Devlet Kürtlere haksızlık yaptı” dedi. Kendisine sesleniyorum, bugün size şans veriliyor. Kürt sorununun demokratik çözümü için barışı haykırıyoruz. O zaman bu yanlışı ortadan kaldıralım. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ise, “Güzel, iyi şeyler olacak” diyerek gündeme Kürt sorununu getirdi. Şimdi ise sessiz kaldı ve sesini kesti. Demokratik yöntemlerle bu sorunun çözümü için bugün bu duyarlılığı gösterirseniz, çok önemli bir süreci yakalarsınız. Siz, bize barışı savununuz dediniz. Halkımız barış için yola çıktı. O zaman niye sessiz kalıyorsunuz. Başbakana, Cumhurbaşkanına sesleniyoruz: Lütfen bu halkın barış sesini dinleyin ve bu sese kulak verin, adam olun adam” dedi.

II.2 DTP Eşbaşkanı Emine Ayna 15 Ağustos 1984 Şemdinli Baskını’nı
“15 Ağustos Zafer Bayramı”
olarak kutlarken siz hangi ülkede başbakanlık yapıyordunuz, Sayın Erdoğan?

Buyrunuz Nitekim:

“15 Ağustos Zafer Bayramı”nız kutlu olsun.”

(13 Ağustos 2008)
(Basından)

DTP Lice İlçe Örgütü”nün düzenlediği “Hakla dayanışma” etkinliği PKK’nın gövde gösterisine dönüştürülmek istendi. Bölücü terör örgütü PKK“nın ilk silahlı eylemini gerçekleştirdiği tarih olan 15 Ağustos”un kutlandığı etkinlikte DTP Eşbaşkanı Emine Ayna ilginç sözler sarf etti.

ANF”nin haberine göre, DTP Lice İlçe Örgütü”nün düzenlediği etkinliğe, DTP Eşbaşkanı Emine Ayna, DTP milletvekili Gülten Kışanak, DTP Diyarbakır İl Başkanı Necdet Atalay, Lice Belediye Başkanı Şeyhmus Bayhan, Lice Belediyesi eski Başkanı Zeynel Bağır ve DTP İlçe Başkanı Niyazi Erdoğan katıldı.

“Yaşasın 15 Ağustos”, “PKK halktır halk burada” sloganları ile başlayan toplantının açılış konuşmasını yapan DTP Lice İlçe Başkanı Niyazi Erdoğan, katılımcıların “15 Ağustos”unu kutladı ve hain saldırı ile saldırıyı düzenleyeneleri övdü.

“Kürt özgürlük harekatı kendisine dayatılan inkar ve imhaya karşı kurşun sıkarak var oluşunu gün yüzüne çıkarttı. 15 Ağustos yaratıcılarını şahsınızda selamlıyorum.” diye konuşan Erdoğan terör saldırısına “demokrasi mücadelesi” diye tanımladı.

Erdoğan”ın ardından söz alan Emine Ayna ise 15 Ağustos 1984”te Eruh ve Şemdinli”de gerçekleştirilen hain eylemleri överek, “15 Ağustos Zafer Bayramı”nız kutlu olsun.” dedi!

Ayna”nın konuşması sırasında katılımcıların sık sık “Yaşasın 15 Ağustos”, “Gerilla vuruyor Kürdistan”ı kuruyor” şeklinde sloganlar atması dikkat çekti. DTP Eşbaşkanı Ayna ayrıca terör sorununun bitmesi için bölücü örgüt PKK“nın muhatap alınmasını istedi

II.3. DTP’liler ile görüşmek, Öcalan ve PKK ile “masaya oturmak” demek değil de nedir,
Sayın Erdoğan?

Nitekim, buyrunuz, işte:

DTP’li DTP’li Demirtaş ve Abdullah Öcalan

(Yorumsuz)

(basından)

II.3. DTP kongrelerinde ne zaman İstiklâl Marşı okundu, ne zaman Türk Bayrağı asıldı,
ve buna karşılıksiz siz nasıl olur da
“Ben, DTP’yi PKK ile aynı kefede değerlendirmiyorum, değerlendirmek istemiyorum”
diyebilirsiniz?
Siz hangi memleketin başbakanısınız,
Sayın “Başbakan” Erdoğan?

Buyrunuz nitekim:

PKK eşkıyalarının “Özgürlük ve Demokrasi Şehitleri” ilan edildiği

DTP Kongresinde İstiklal Marşı yine yok

08 Kasım 2007
(Basından)
Demokratik Toplum Partisi”nin 2”nci Olağanüstü Kongresi Ankara Park Otel”de Başladı. “Özgürlük ve Demokrasi Şehitleri” Adına Bir Dakikalık Saygı Duruşu ile Başlayan Kongre”de İstiklal Marşı Okunmadı

Demokratik Toplum Partisi”nin 2”nci Olağanüstü Kongresi Ankara Park Otel”de başladı.

Kongreye, ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, DTP”li milletvekilleri bazı siyasi partiler ve çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı.

“Özgürlük ve demokrasi şehitleri” adına bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan Kongre”de İstiklal Marşı okunmadı.

II.4. Sizin aklayıp kolkola girdiğiniz, PKK’nın kuklası ve Meclis’teki beşinci kolu DTP
Türkiye’yi sahipsiz boş arazi zannedip, pervasızca, kendi keyfine göre,
“Özerk Bölgeler”e taksim ediyor; siz ne yapıyorsunuz,
Sayın “Başbakan” Erdoğan?
Yoksa sizin bir türlü içini açamadağınız “Kürt Açılımı”,
PKK’nın aşağıdaki dayatmaları mıdır?
Buyrunuz nitekim:

DTP’nin 26-28 Ekim 2007 tarihli kongresinden
“20-25 Özerk Bölge” Önerisi

Kongre bildirgesinde “Türkiyelilik” üst kimliği önerisi, her bölge ve özerk birimin kendi renkleri ve sembolleriyle demokratik öz yönetimini oluşurması talebi ortaya koyuldu.
31 Ekim 2007, Çarşamba (basından)

Demokratik Toplum Partisi (DTP) 26-28 Ekim 2007 tarihleri arasında Diyarbakır”da düzenlediği Demokratik Toplum Kongresi”nde “demokratik özerklik” istedi, tezkere ile başlayan, Kürtlere ve kurumlarına yönelik linç girişimlerinin, sınır ötesine yönelik operasyonların “kabul edilemez” bulunduğu” belirtti ve kongrede ayrıca “Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan”ın Kürt Sorunu”na demokratik çözüm yaklaşımının son derece belirleyici olduğu sonucuna” varıldı.

Kongre bildirgesine göre varılan sonuçlar şöyle;

“Demokratik özerklik”
“Ülke bütünlüğü içinde halkın yerelde söz ve karar sahibi olmasını sağlayacak ve tüm farklılıkların kendini özgürce ifade edebileceği düzeyde özerklik kazanması temeline dayanan modelin çağdaş kavramlaştırılışını “demokratik özerklik” biçiminde tanımlamaktadır. Demokratik öz yönetim anlamına gelen demokratik özerklik, Demokratik Cumhuriyet”in içinin doldurulmasıdır.”
Bildirgede “demokratik özerkliğin”, merkezi yönetimle iller arasında kademelendirilmiş demokratik bir yeni idari takviye olduğu, bölgelerin her biri o bölgenin özel adı veya bölge meclisinin yetki sınırları içinde bulunan en büyük ilin adıyla anılacağı” öngörüldü. 20-25 tane Bölge Meclisi kurulabileceği, bunun için de öncelikle Türkiye”nin demografik yapısının açığa çıkarılması gerektiği öne sürüldü.
“Türkiye siyasi ve idari yapısında demokratikleşmeyi sağlamak amacıyla köklü bir reformu ön görür.
Sorunların çözümünde geliştirilecek yöntemler için, yereli güçlendirme, halkı söz ve karar sahibi kılma felsefesinden hareket eder,
Halkın karar süreçlerine dahil olması için demokratik katılımcılığı savunur ve tüm yerel birimlerde meclis sistemini esas alır,
Salt “Etnik” ve “Toprak” temelli özerklik anlayışı yerine kültürel farklılıkların özgürce ifade edildiği bölgesel ve yerel bir yapılanmayı savunur,
“Bayrak” ve “Resmi Dil” tüm “Türkiye Ulusu” için geçerli olmakla birlikte her bölge ve özerk birimin kendi renkleri ve sembolleriyle demokratik öz yönetimini oluşturmasını öngörür ,

Sorunların çözümünü sadece devlet sistemini değiştirmede aramaz, toplumun öz yeterliliğini esas alır.

“İmralı”

“Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan”ın İmralı”dan başka bir yere nakli ile sağlık sorunlarının giderilmesi için tedavi sürecinin başlatılmasının, toplumsal barış için rolünü oynayabileceği şekilde, halkla bağ kurabileceği bir ortam yaratılmasının , Kürt halkı kadar Türkiye demokrasisi açısından da son derece yaşamsal olduğu sonucuna varılmıştır”
“Türkiyelilik”
“Anayasadaki mevcut “ulus” kavramının etnik vurgularla değil, demokratik uluslaşmanın bir ifadesi olarak “Türkiye Ulusu” ortak aidiyetiyle yeniden tanımlanmasını zorunlu görür.

Herkesi Türk olarak tanımlayan bir vatandaşlık tanımı yerine kültürel kimlikleri kabul eden ve bu kültürel kimliklere dayalı Türkiye Ulusu”nun tümünü kapsayan “Türkiyelilik” üst kimliği çerçevesinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı esas alınmalıdır.

“Kürtçe”
“Kürt dili başta olmak üzere diğer diller ve de kültürler önündeki engellerin kaldırılması, tekçi etnik referanslara dayalı “vatandaşlık” ve “ulus” kavramlarının demokratik bir tarzda yeniden tanımlanması şeklinde ifade ettiğimiz siyasi hedefler, anayasa referandumunda temel ölçütümüzdür.”

“Türkçe resmi dil olmakla beraber, diğer dillerin bölgelerin çıkarılacak demografik yapısı da dikkate alınarak, kamusal alanda ve eğitim dili olarak kullanılabilmesi, uluslararası sözleşme hükümlerine de uygun şekilde anayasal güvence altına alınması gerekiyor.”

Çalışma grubu isim listesi

Nurettin Demirtaş, Leyla Zana, Selim Sadak, Ayla Aakat Ata, Sebahat Tuncel, Abdullah Akengin , Kamuran Yüksek Mensur Işık, İzzet Belge, Cesim Soylu, Şamil Altan, Çerkez Korkmaz, Şiran Eminoğlu, Mazlum Tekdağ, Ahmet Çelen, Mustafa Rollas, Hamit Dılbahar, Nimet Epözdemir, Kutbettin Yazbaş, Kenan Büyüktaş, Mehmet Ayhan. (NZ)

 

Türk Milleti, bu sorulara cevap bekliyor, Sayın Başbakan Erdoğan!
Büyük vebal altındasınız, Sayın Başbakan Erdoğan!
Yoksa siz, başka bir ülkenin başbakanı mısınız, Sayın Başbakan Erdoğan!

Türkiye Kamu-Sen İstanbul İl Başkanı
Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan

📆 22 Ağustos 2009 Cumartesi 16:18   ·   💬 2 yorum   ·   ⎙ Yazdır

““Kürt Açılımı” mı, “Türkiye Cumhuriyeti’nin Tasfiyesi” mi?” için 2 cevap

  1. ilhan güzelgün dedi ki:

    türkiyenin kanayan yarası kürt sorunu yani edirnedeki anane ile şınaktaki annenin idolojisi olmaz ivedilikle bu sorun çözülmeli türkiye yoluna terörsüz devam etmeli güneydoguya acil yatırım projeleri hazırlanmalı acilen hayata geçmeli saygılarımla ilhan güzelgün

  2. Hüsamettin ŞENER dedi ki:

    İMF ve Dünya bankasının Özal ile çoktan hazırladıkları TEZGAH idi. Önümüze yeni koyacak gücü . Dünya ekonomik krize girdiği zaman getirebildiler. ermeni açılımı ile birlikte.
    Bunlar açılım değil TOPRAK kaçırımı…
    http://www.depremerkenuyari.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Teknik Yapı 44. Yıl

İSTANBUL'DA HAVA

İSTANBUL
YENİ SAYI
Yeni sayı 125

YAZARLAR

RÖPORTAJLAR

ANKET

Henüz anket yok.

PUAN DURUMU - SÜPER LİG

# Takım O G B M A Y Av. P Eleme veya küme düşme
1 Trabzonspor 8 4 3 1 17 10 +7 15 2020-21 UEFA Şampiyonlar Ligi grup aşaması
2 Alanyaspor 7 4 2 1 13 8 +5 14 2020-21 UEFA Şampiyonlar Ligi ikinci eleme turu
3 Başakşehir 8 4 2 2 14 10 +4 14 2020-21 UEFA Avrupa Ligi üçüncü eleme turu
4 Galatasaray 8 3 4 1 9 8 +1 13 2020-21 UEFA Avrupa Ligi ikinci eleme turu
5 Sivasspor 8 3 3 2 14 10 +4 12
6 Konyaspor 7 3 3 1 10 6 +4 12
7 Fenerbahçe 7 3 2 2 11 7 +4 11
8 Gaziantep 8 3 2 3 13 17 -4 11
9 Antalyaspor 8 3 2 3 9 15 -6 11
10 Yeni Malatyaspor 7 3 1 3 16 10 +6 10
11 Göztepe 8 2 3 3 7 7 0 9
12 Beşiktaş 8 2 3 3 10 12 -2 9
13 MKE Ankaragücü 8 2 3 3 6 11 -5 9
14 Denizlispor 7 2 2 3 6 8 -2 8
15 Çaykur Rizespor 7 2 2 3 6 11 -5 8
16 Kasımpaşa 7 2 1 4 7 11 -4 7 2020-21 1.Lig
17 Gençlerbirliği 8 1 3 4 12 12 0 6
18 Kayserispor 7 0 3 4 7 14 -7 3

BAĞLANTILAR