- Kartal Gazetesi - https://kartalgazetesi.com -

Yaşar Alptekin, Kartal’da “GÖNÜLDER” in Konuğu Oldu

Kartal Hasan Ali Yücel Kültür Merkezinde, Gönülder (Gönüllü Hanımlar Sosyal Yardımlaşma, Dayanışma ve Kültür Derneği)’nin düzenlediği konferans konuğu, “Namazla yeniden doğdum” diyen eski manken ve sinema sanatçısı Yaşar Alptekin oldu.
Toplantıya bayanların ilgisinin oldukça fazla olduğu gözlendi. Gönülder Başkanı Şükran Öztekin, “Dernek olarak aile hayatına faydası olacağına inandığımız bu tür programları halkımıza ücretsiz sunmaya çalışıyoruz. Ev hanımları olarak aile hayatına, sevgi – mutluluk adına yapabilecek birçok şeyimiz olduğuna inanarak, birbirimizi sevmek, yardım etmek için dernek olarak yoğun bir çaba içindeyiz. Bu gibi programlarımızı periyodik zamanlar içinde yapmaktayız. Derneğimiz 2004 yılında kuruldu. Gönüllü çalışan bir ekibimiz ve üyelerimiz sayesinde faydalı çalışmalara imza atmaktayız” dedi.

Gönülder’in konuğu, eski manken ve oyuncu, şimdilerde İse ‘Hidayete Eren Adam’ olan Yaşar Alptekin, oldu. Alptekin ‘Namazla Yeniden Doğdum’ ve “ Kendime Bir İyilik Yaptım ve HACCA GİTTİM” adlı iki kitabını da toplantı sonrasında okurları için imzaladı.
Geçmişimde Zengin Olduğumu Sanırdım
Yakın bir zamanda Fatih Camii’nde yeniden doğduğunu söyleyen Yaşar Alptekin, “Ben sizler gibi gül bahçesinde doğmadım. Sizler gibi bana gül bahçesi miras kalmadı. Ben çöplükten ve bataklıktan gelen bir insan olarak gül bahçesine sonradan girdim” dedi.
Daha Önce Kendimi Adam Sanıyordum

“Gülün kokusunu sizden daha iyi alıyorum, dikenini sizden daha iyi hissediyorum” diyen Alptekin sözlerini şöyle sürdürdü: “Kalbimde gül bahçesinde yaşamanın sevincini yaşarken, bir yandan da tekrar bataklığa ve çöplüğe dönme korkusunu yaşıyorum. Kalbimin yarısı sevinçle atarken yarısı da korkuyla dolu. Bundan üç sene önce kendimi adam sanıyordum. İslâm beni adam gibi adam etti. Cahiliye döneminde kendimi çok zengin ve her şeyin sahibi zannediyordum. Şimdi durup geçmişime baktığım zaman ne kadar fakir ama bugün ne kadar zengin olduğumu görüyorum. Nesil Yayınları’ndan çıkan ‘Namazla Yeniden Doğdum’ kitabımı, şov dünyasının içinde yer alan herkes okumalı”.

Kitap, Alptekin’in kaleminden kendi hayat hikâyesi…

Tekirdağ Şarköylü ‘Deli Yaşar’ın (o öyle yazıyor) – fiziği sayesinde mankenliğe, sonra film ve dizi oyunculuğuna, Sakıp Sabancı’nın cenazesinden sonra ise kendisini dine vermesini anlatan bu kitapta, şov dünyasında yapımcısından oyuncusuna birçok insanın alacağı dersler var.
Çünkü kitap bir anlamda podyum, sinema ve dizi dünyasının da röntgeni…
Kitabın sayfaları, şov dünyasına yön verenlerin bazılarını bir anda nasıl şöhret ve paraya boğduğunun, onların egolarının da nasıl tavan yaptığının örnekleriyle dolu.

Geçmişini çöpe attı!
‘Büyük bir rüzgâra kapılmış yaprak gibiydim. Ardı ardına teklifler gelmeye başladı. Öyle bir hız içindeydim ki yemekleri takside yiyordum. Bir setten öbür sete, bir defileden öbürüne koşturuyordum. Hülya Avşar’la ‘Mavi Melek’i, Sevtap Parman’la ‘Çağdaş Bir Köle’yi çekerken ‘Osmancık’ dizisi de devam ediyordu. Bir sette rolüm bitiyor, diğer filmin prodüksiyon amiri geliyor, yönetmenle anlaşıyorlar, beni alıp götürüyordu.’
‘Para gani, para akıyor, para çok ama benim harcamaya vaktim yok.’
‘O yıllarda kredi kartı almak hiç de kolay değildi. Ben ise kredi kartlarıyla dolu cüzdanımı açıyor, havaya atıyordum.’
‘İşi bırakma kararı verdiğimde Tarkan şimdi neyse ben de kendi alanımda o idim.’
‘Parayı kazanmak mesele değildi, o parayı yönetmekti asıl zor olan. Ailem de beni bu konuda uyarmadığı için saman alevi gibi sönüyordu her kazancım.’

Artık estetiğe bile karşı

Yaşar Alptekin sadece kazandığı parayı değil, elde ettiği şöhreti de iyi kumanda edemeyince çıktığı hızla zirveden düştü.

Zor günlerinde kurtuluşu falcılarda, hocalarda aradı, defalarca intihar teşebbüsünde bulundu.
Kendi deyimiyle ‘hep uçlarda yaşayan’ Alptekin, hiçbir dostluğu olmadığı Sakıp Sabancı’nın cenazesinden sonra özeleştirisini yapıp geçmişini çöpe attı ve hak yolunu seçti!
Bu onun için öylesine bir dönüş oldu ki, dün Leonardo Di Caprio’ yu yakışıklılıkta kendine rakip gördüğü için ‘Titanic’ filmini bile izlemeyen Alptekin bugün estetiğe bile karşı:
‘Günah. Kendi hayatının alt yazısına şunu yazmış oluyorsun: Allah’ım senin yaptığını beğenmedim ve değiştiriyorum.’

Gözyaşları onu temizledi!

Ani şöhretle gelen bir hayatta ayar tutturamayan birinin o hayatı bir günde reddedip girdiği yenidünyada balans ayarını tutturması mümkün mü?
Elbette ki değil. Kitaptan birkaç çarpıcı örnek:
‘Geçmişimi çöpe attım. Namaz kılmak için özel namaz kıyafeti bile yaptırdım!’
‘Evimde her an geçmiş hayatımın kötü izlerini görüyor gibiydim. Onun için seccadeyi koyacak temiz bir yer göremiyordum.’
‘Bostancı’dan Eyüp Sultan’a sabah namazını kılmak için gidiyordum. Çok erken gitmeme rağmen üçüncü safta yer bulabiliyordum. İlk safa yetişmek için bazen yatsı namazından sonra ilerideki mezarlıklara gidip sabaha kadar oturuyordum. Mezarlıkta yatanlarla konuşuyordum. Onlara aranızda bana da yer açın diyordum.’ ‘Kendimi bağışlamıyordum çünkü çok kirli hissediyordum. Eyüp Mezarlığı’nda döktüğüm gözyaşlarıyla temizleniyordum.’
‘Gittiğim seminerlerde gençlere hep şunu söylüyorum: Namaz abdesti almadan dışarı çıkmayın. Namaz kılacağım zaman abdestim olsa bile yine abdest alıyorum.
Şov dünyasına yön verenlerin nasıl içi boş şöhretler yarattığına, onların da en ufak bir rüzgârla bir uçtan bir uca nasıl da savrulduğuna bu kitaptan daha güzel, daha çarpıcı bir örnek olabilir mi?