Kira fiyatlarının yükselmesiyle birlikte kiracısını tahliye etmek isteyen malikler artarken, Yargıtay’dan dikkat çeken bir emsal karar geldi. Mahkemeler, “samimi kullanım ihtiyacı” iddiası gerçeğe dayanmadığında davaları reddediyor.
Konut kiralarında yaşanan hızlı fiyat artışı nedeniyle ev sahiplerinin mevcut kiracılarını tahliye etme girişimleri son dönemde ciddi şekilde yükseldi. Ancak yargı, özellikle “ihtiyaç nedeniyle tahliye” davalarında artık çok daha sıkı bir denetim uyguluyor. Yargıtay’ın yeni yaklaşımına göre, ev sahibinin “kullanım ihtiyacı” iddiasının gerçek olmadığı anlaşılırsa dava reddediliyor ve kiracı lehine emsal oluşturacak kararlar ortaya çıkıyor.
Hukukçular, Türk Borçlar Kanunu’nun 350. maddesine dayalı tahliye davalarında Yargıtay’ın son yıllarda titiz bir değerlendirme yapmaya başladığını belirtiyor.
Ev sahibinin kendisi, anne-babası veya çocukları için konut ihtiyacı iddiasında bulunabilmesi mümkün. Ancak bu iddianın gerçek, zorunlu ve samimi olması gerekiyor.
Gayrimenkul Hukuku Enstitüsü Başkanı Ali Yüksel, sözleşme bitmeden en az 15 gün önce ihtar çekilmesi gerektiğini, süresi dolan belirli süreli sözleşmelerde ise bir aylık dava açma süresi bulunduğunu hatırlattı.
Artan kira bedelleri nedeniyle malikler, mevcut kiracıyı tahliye etmek için çeşitli yollar deniyor.
Bu yöntemler arasında:
Uzmanlar, bu tür yöntemlerin mahkemeler tarafından dikkatle incelendiğini ve kötü niyet tespit edildiğinde talebin reddedildiğini aktarıyor.

Arabulucu Avukat Özge Kandil’e göre, mahkemeler artık tahliye sonrası konutun kısa süre içinde yüksek bedelle yeniden kiraya verildiğinin anlaşılması halinde davayı doğrudan reddediyor.
Bu yaklaşım, kiracıyı koruyan önemli bir yargısal standart haline geldi.
Kira uyuşmazlıklarındaki dava yükü son yıllarda hızla büyüyor.
2020 yılında yaklaşık 30 bin olan kira davalarının, 2024 itibarıyla 130 bin seviyesine ulaştığı tahmin ediliyor.
Sulh Hukuk Mahkemelerinde iş yükünün %220 arttığını belirten uzmanlar, dava sürelerinin de uzadığını ifade ediyor. Buna göre:

Artan tahliye girişimleri nedeniyle kiracılar, 2–3 yıllık uzun dönem kira sözleşmelerine yöneliyor. Ev sahipleri ise uzun vadeli kira güvencesi karşılığında sabit gelir elde etmeyi tercih ediyor.
Hukukçular, artan tahliye baskısının çözülmesi için sadece hukuki mekanizmaların değil, konut arzını artıracak politikaların da güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Arabuluculuk sürecinde kiracının daha yüksek kira teklif etmesi halinde ev sahibinin anında tahliyeden vazgeçmesinin, “gerçek ihtiyaç değil, kira artışı amacı taşıdığı” yönünde mahkemelerde güçlü bir delil olarak değerlendirildiği belirtiliyor.
Bu durum, davanın kötü niyetli olduğunu göstererek Yargıtay’ın emsal kararlarında davaların reddedilmesine yol açıyor.
Kaynak: Haber Merkezi