Uzmanlar, ani gelişen belirtilerin asla hafife alınmaması gerektiği konusunda uyarıyor. Küçük bir uyuşma ya da güç kaybı ile başlayan tablo, geç kalındığında geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabiliyor.
Uzmanlara göre inmede zamanla yarış söz konusu. Erken müdahale, hem hayatta kalma şansını hem de kalıcı hasar riskini ciddi ölçüde azaltıyor. Yaş ilerledikçe risk artsa da son yıllarda genç yaş grubunda da inme vakalarının arttığına dikkat çekiliyor. Tansiyon, şeker hastalığı ve yaşam tarzı faktörleri bu artışta önemli rol oynuyor.
İnme, farklı belirtilerle kendini gösterebiliyor. En sık görülen uyarı işaretleri şöyle sıralanıyor:
Konuşma bozukluğu veya peltek konuşma
Yüzde, kolda veya bacakta ani güçsüzlük
Uyuşma ve his kaybı
Denge ve yürüme bozukluğu
Ani görme kaybı veya bulanık görme
Uzmanlar, bu belirtilerin geçici bile olsa ciddiye alınması gerektiğini vurguluyor.
İnmenin çoğunlukla beyindeki bir damarın tıkanması sonucu oluştuğunu belirten Nevin Pazarcı, hastaların ilk 4,5 saat içinde tedaviye ulaşmasının hayati önem taşıdığını söylüyor. Bu sürenin kaçırılması, tedavi seçeneklerini büyük ölçüde kısıtlıyor.
Yüksek tansiyon, kolesterol, diyabet ve sigara kullanımı inme riskini artıran başlıca etkenler arasında yer alıyor. Genç hastalarda ise genetik yatkınlık ve hormonal faktörler öne çıkabiliyor. Özellikle doğurganlık çağındaki kadınlarda bazı özel risklerin bulunduğu belirtiliyor.
Uzmanlar, inme şüphesi olan hastaların kendi imkanlarıyla değil, 112 Acil Servis üzerinden hastaneye ulaştırılmasının büyük avantaj sağladığını ifade ediyor. Bu sayede gerekli müdahaleler daha hızlı başlatılabiliyor.
Daha önce inme nedeniyle tedavi gören Rüzgar Sünbül, yaşadığı süreci anlattı. Tedavi sürecinde konuşma yetisini kaybettiğini belirten Sünbül, zamanında yapılan müdahale ve rehabilitasyon sayesinde yeniden sağlığına kavuştuğunu ifade etti.
İnme tedavisinde zamanın belirleyici olduğunu vurgulayan Mustafa Demir, hızlı müdahalenin başarı oranını ciddi şekilde artırdığını belirtiyor. Uzmanlar, inmenin önlenebilir bir hastalık olduğunu, risk faktörlerinin kontrol altına alınmasının hayati önem taşıdığını hatırlatıyor.
Ani güçsüzlük, konuşma bozukluğu ya da uyuşma hissedildiğinde vakit kaybetmeden 112’nin aranması, hayat kurtarıcı olabilir.
Kaynak: Haber Merkezi