Türkiye’de doğurganlık oranındaki hızlı düşüş, kadın doğum uzmanlarını harekete geçirdi. TSRM Kongresi’nde konuşan uzmanlar, hem çocuk sahibi olmak isteyenlere destek verilmesi hem de tüp bebek tedavilerinin devlet tarafından kapsamlı biçimde karşılanması gerektiğini vurguladı.
Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de doğurganlık oranlarının hızla düşmesi, “üreme sağlığı krizi” tartışmalarını gündeme taşıdı. 2025’in “Aile Yılı” ilan edilmesinin ardından, doğum hızının kritik seviyeye gerilemesi Türk Üreme Sağlığı ve İnfertilite Derneği (TSRM) tarafından düzenlenen kongrede masaya yatırıldı. Kongrede uzmanlar, hem düşük doğurganlık hem de artan infertilite sorununa dikkat çekerek çocuk sahibi olmak isteyen çiftlere daha güçlü destek verilmesi gerektiğini dile getirdi.
Türkiye’nin toplam doğurganlık hızı 2018’de 2,10’un altına düştü; 2024 itibarıyla bu oran 1,48’e kadar geriledi. Uzmanlara göre bu rakamlar, uzun vadede ekonomik ve sosyal dengeleri tehdit ediyor. TSRM Başkanı Prof. Dr. Barış Ata, bu tabloya karşı daha güçlü aile politikalarının zorunlu hâle geldiğini belirtti.
Kadın Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Barış Ata, devletin doğurganlığı destekleyici adımlar atmasının önemine dikkat çekerek şunları söyledi:
“İsteyen istediği kadar çocuk sahibi olabilmeli. Çocuğu olmayan ve tedaviye ihtiyaç duyan çiftlere tüp bebek desteği sağlanması temel bir hak olarak görülmeli. İnterfilite, diğer hastalıklar gibi tedavi edilmesi gereken bir durum.”
Prof. Ata, tüp bebek tedavisinin yalnızca sağlık harcaması değil, aynı zamanda uzun vadeli bir yatırım olduğunu belirterek devlet desteğinin genişletilmesi gerektiğini vurguladı.

Kongrede konuşan Prof. Ata, toplumda çocuk sahibi olmanın gelecekte pişmanlığa dönüştüğünü belirterek kendi deneyimini de paylaştı:
“Çocuk yapıp pişman olan kimse görmedim. Ama çoğu kişi daha fazla çocuk yapmadığı için pişman oluyor. Benim iki çocuğum var, keşke 4–5 kardeş olsalardı.”
TSRM Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Ali Sami Gürbüz ise çocuk sayısının toplumsal denge açısından kritik olduğuna dikkat çekti:
“Eskiden çok çocuk yapanlara önyargı vardı ama bugün birçok kadın doğum uzmanının 4 çocuğu var. Çalışan nüfus ile emekli nüfusun dengelenmesi için doğum oranlarının artması gerekiyor. Benim de iki çocuğum var, keşke bir tane daha yapsaydım.”
Doç. Gürbüz, evlilik yaşının ertelenmesinin infertilite riskini artırdığını belirterek evlilik öncesi “kısırlık check-up’ı” yapılması gerektiğini söyledi.
Tüp bebek ve kadın doğum uzmanları, yumurta dondurma işleminin yaş sınırlamasına takılmadan daha erken yaşlarda yapılabilmesi gerektiğini belirtti.
TSRM Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Işıl Kasapoğlu, mevcut yönetmeliklerin yetersiz olduğunu ifade ederek:
“Rezervler azalmadan yumurta dondurmak çok daha etkili. Ancak SGK bu işlemi karşılamıyor. Hem kriterler hem destek mekanizmaları mutlaka yeniden gözden geçirilmeli.”
dedi.

TSRM Genel Sekreteri Prof. Dr. Yaprak Üstün ise erken menopozun birçok kadında genetik mutasyonlardan kaynaklandığını belirterek erken taramanın önemine dikkat çekti:
“Her 100 kız çocuğundan biri erken menopoza aday. Risk erken tespit edilirse, 25 yaşından itibaren düzenli takip ve yumurta dondurma gibi koruyucu adımlar atılabilir.”
Prof. Üstün ayrıca Türkiye’de üreme endokrinolojisi ve infertilitenin hâlâ yan dal olarak tanımlanmamasının önemli bir eksiklik olduğunu söyledi.
Kongrede söz alan tüm uzmanlar, düşen doğurganlık hızının Türkiye’nin geleceği için ciddi bir uyarı niteliğinde olduğu konusunda birleşti. Hem tüp bebek tedavilerine devlet desteğinin artırılması hem de üreme sağlığını koruyucu adımların genç yaşlarda planlanması gerektiği vurgulandı.
Kaynak: Haber Merkezi