Günlerce yoğun bakımda uyutulan genç, yaşadığı korku dolu anları ve verdiği mücadeleyi anlattı.
İstanbul Kağıthane’de bir kuaförde çaydanlığın patlamasıyla başlayan yangın, saniyeler içinde büyüyerek 15 yaşındaki Engin Buğra İskender’in hayatını altüst etti. 12 Ocak’ta arkadaşlarıyla sohbet ettiği sırada çaydanlığı ocakta unutmasıyla başlayan olay, mutfakta büyük bir yangına dönüştü. Alevlerin buzdolabına sıçramasıyla patlama yaşandı; genç çocuk, kıyafetlerinin tutuşması sonucu ağır yaralandı.
Ağır yanıklar nedeniyle bilinci kapanan Engin, önce Sarıyer’e ardından Kocaeli Şehir Hastanesi’ne sevk edildi. Vücudunda üçüncü derece yanıklar tespit edilen İskender, günlerce yoğun bakımda yaşam mücadelesi verdi.
Engin Buğra İskender’in tedavi süreci tam 8 ay sürdü. Bu süreçte genç, tam 65 ameliyat geçirdi; pansumanlarla birlikte bu rakam 100’e ulaştı. Deri nakilleri, temizlik operasyonları ve yeniden yapılan dokularla uzun bir tedavi maratonu yaşandı.
İskender, doktorların acı çekmemesi için kendisini 12 gün uyutmak zorunda kaldığını söyledi:
“65 ameliyat oldum. 12 gün boyunca uyutulmuşum. Uyandığımda gördüğüm her rüya gerçek gibi geliyordu. Çok zorlu bir süreçti ama yılmadım.”
Yangın anını anlatırken hâlâ büyük bir şaşkınlık yaşıyor:
“Küçük bir alevdi, söndürürüm dedim. Su almaya gittiğimde duman bastı, tuvalete kaçtım nefes alamadım. Çıkınca alevler üzerime sıçradı. Kapı açılmıyordu. Buzdolabı da patladı… Sonrasını hatırlamıyorum.”
Alevlerin üzerindeki kıyafetleri eriterek vücuduna yapıştığını belirten Engin, ilk müdahalenin ardından hızla hastaneye yetiştirildi.
Yangının yaşandığı kuaför babasına ait olduğu için, yaşadıkları anın en acı kısmını şöyle anlatıyor:
“‘Kusura bakma baba’ dediğimi hatırlıyorum. Derilerim üstüme yapışmıştı, çıkarırken bağırdığımı hatırlıyorum.”
Genç, tedavi sürecinin en zorlu kısmını şöyle özetliyor:
Sırtından, başından ve kasıklarından defalarca deri alındı
Nakillerden bazıları tutmadı, süreç yeniden başladı
Açık yaralar kapanmayınca tedavi uzadı
“Her seferinde yeniden başladık ama pes etmedim.”
Engin, tüm tedavi sürecinde sporu bırakmadı. Yürüyüş yaptı, yüzdü, motosiklet sürmeye devam etti. Berber olan genç, mesleğine dönmek için de çabaladı.
“Omuriliğimi kırıyordum yine yarışa devam ettim. Ben yılmam. Şimdi de yılmadım.”
Hayali ise büyük:
“Kadir Alkan gibi iyi bir berber olmak ve insanlara yardım etmek istiyorum.”
Baba Cemal İskender, aylar süren tedavi boyunca oğlunun yanından bir saniye ayrılmadı. Fiziksel hareketleri yeniden kazanması için ona hastane odasında berberlik alıştırmaları yaptırdı. Spor aktivitelerinde de oğluna eşlik ederek süreci birlikte atlattılar.
Engin, aynı zorlukları yaşayanlara güçlü bir mesaj veriyor:
“Ben yılmadım, siz de pes etmeyin. Hayat kaldığı yerden devam ediyor.”
Kaynak: Haber Merkezi