Emeklilik sisteminde uzun süredir belirsizlik yaşayan 1998–2008 arası SGK girişi bulunan milyonlarca çalışan için erken emeklilik ihtimali yeniden gündeme geldi. Mevcut mevzuat ve borçlanma hakları, 48–51 yaş aralığında emekliliği mümkün kılan seçenekleri öne çıkarıyor.
Türkiye’de emeklilik, çalışanların en çok merak ettiği başlıkların başında geliyor. Özellikle EYT düzenlemesinin dışında kalan ancak uzun yıllardır prim ödeyen 1998–2008 arası sigorta girişine sahip vatandaşlar için yeni hesaplamalar dikkat çekiyor. Sosyal güvenlik sisteminde yer alan istisnalar, borçlanma hakları ve özel emeklilik yolları, bu grubun sanıldığından daha erken emekli olabileceğini ortaya koyuyor.
Sigorta başlangıç tarihi, emeklilik yaşını ve prim gün şartını belirleyen temel unsurlar arasında yer alıyor. 1998–2008 dönemi ise eski sistemle yeni düzenlemeler arasında bir geçiş sürecini kapsıyor. Bu tarihler arasında işe başlayanlar, EYT kapsamına alınmadı ancak tamamen yeni emeklilik sistemine de dahil edilmedi. Bu nedenle bu grubun emeklilik hesapları daha karmaşık bir yapı içeriyor.
Mevcut yasal düzenlemeler incelendiğinde, yaş şartı devam etse de bazı haklar sayesinde bu sınır aşağı çekilebiliyor. Yapılan hesaplamalar, doğru planlama ve uygun borçlanmalarla 48, 49, 50 ve 51 yaşlarında emekliliğin mümkün olabildiğini gösteriyor. Bu durum, özellikle prim gününü büyük ölçüde tamamlamış sigortalılar için yeni bir umut oluşturuyor.
Kadın sigortalılar açısından erken emekliliğin en etkili yollarından biri doğum borçlanması olarak öne çıkıyor. Sigorta başlangıcından önce veya sonra dünyaya gelen çocuklar için yapılan borçlanmalar, prim gün sayısını ciddi ölçüde artırabiliyor. Üç çocuğa kadar yapılan borçlanmalar, toplamda altı yıla kadar prim kazanımı sağlıyor.
Bu sayede prim eksiği azalan kadın sigortalılar, emeklilik yaşını birkaç yıl erkene çekebiliyor. Özellikle 1998–2008 arası sigorta girişi bulunan kadınlar için bu hak, 40’lı yaşların sonunda emekliliği mümkün hale getirebiliyor.
Erkek çalışanlar için askerlik borçlanması, emeklilik yaşını doğrudan etkileyen en önemli araçlardan biri. Sigorta başlangıcından önce yapılan askerlik süresi borçlanıldığında, işe giriş tarihi borçlanılan süre kadar geriye çekiliyor. Bu da hem prim gününe katkı sağlıyor hem de emeklilik yaşını düşürüyor.
Özellikle sigorta girişi 1999 sonrası olan ancak askerlik süresi uzun olan sigortalılar için bu yöntem, emekliliği bir veya birkaç yıl erkene alma fırsatı sunuyor.
Prim gününü tam olarak tamamlayamayanlar için kısmi emeklilik seçeneği de bulunuyor. Bu yöntemde yaş şartı daha yüksek olsa da, tam emekliliği beklemeden maaş alma imkânı doğuyor. Kısmi emeklilik, prim eksiği olan sigortalılar için alternatif bir çıkış yolu olarak değerlendiriliyor.
Bunun yanı sıra;
Malulen emeklilik,
Engellilik indirimiyle emeklilik,
Sağlık durumuna bağlı erken emeklilik
gibi özel haklar da yaş şartı olmadan emekliliğin önünü açabiliyor.
Ağır ve yıpratıcı işlerde çalışanlar için uygulanan fiili hizmet süresi zammı (yıpranma payı), prim günlerine ek süre kazandırırken emeklilik yaşından da indirim sağlıyor. Bu hak, özellikle 1998–2008 arası sigortalılar için erken emekliliği hızlandıran önemli bir unsur olarak öne çıkıyor.
Ayrıca, başkasının bakımına muhtaç engelli çocuğu bulunan annelere tanınan prim avantajı sayesinde, ödenen primlere ek süre ekleniyor ve emeklilik yaşı daha erkene çekilebiliyor.
Tüm bu düzenlemeler bir araya getirildiğinde, 1998–2008 arası SGK girişi bulunan sigortalılar için erken emeklilik artık teorik bir ihtimal olmaktan çıkıyor. Doğru borçlanma, statü analizi ve planlama ile 48–51 yaş aralığında emeklilik, birçok çalışan için somut bir hedef haline geliyor.
Kaynak: Haber Merkezi