Marmara Denizi’nde meydana gelen 6.2 büyüklüğündeki deprem sonrası gözler bu kez denize çevrildi. Uzmanlara göre Tekirdağ açıklarındaki iki büyük deniz çukuru hareketlenirken, sahil şeridi için ikinci bir afet riski gündemde: 2 metreye varan tsunami dalgaları.
Marmara’da yaşanan son deprem, sadece karada değil deniz tabanında da önemli hareketliliğe yol açtı. Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanı Ahmet Bal, Marmara Denizi’ndeki sarsıntının Tekirdağ açıklarında bulunan iki büyük deniz çukurunu tetiklediğini belirterek tsunami riskine dikkat çekti.
Bal, “Bu tablo, kıyı kesimlerinin yalnızca depremle değil, deprem sonrası oluşabilecek ikinci bir afetle de karşı karşıya kalabileceğini gösteriyor” ifadelerini kullandı.
Uzman değerlendirmelerine göre, Marmara Denizi tabanındaki derin çukurlarda biriken çökellerin yer değiştirmesi, tsunami ihtimalini artırıyor. Bal, özellikle Tekirdağ kıyıları için bu riskin daha görünür hale geldiğini söyledi.
Boğaziçi Üniversitesi ile Namık Kemal Üniversitesi tarafından yapılan incelemelere atıfta bulunan Bal, Tekirdağ açıklarında tespit edilen iki büyük deniz çukurunun özellikle son depremlerden sonra daha aktif hale geldiğini ifade etti.
Bal’ın verdiği bilgilere göre olası bir tsunami durumunda:
Dalgalar sahilden yaklaşık 50 metre içeriye kadar ilerleyebilir
Dalga yüksekliği 2 metreye yaklaşabilir
En riskli bölge Kumbağ ile Marmaraereğlisi arasındaki sahil hattı
Bal, sahil şeridindeki yapı stokunun da ciddi risk taşıdığına dikkat çekti. Kumbağ’dan Marmaraereğlisi’ne uzanan hatta plansız ve kontrolsüz yapılaşmanın yaygın olduğunu belirten Bal, bu binaların büyük kısmının 1980’li ve 1990’lı yıllarda yapıldığını söyledi.
Denize çok yakın konumlanan yapıların yoğun korozyon altında olduğunu vurgulayan Bal, taşıyıcı donatıların paslanmasının deprem dayanımını daha da zayıflattığını ifade etti.
Sahil kesimindeki yapıların hem eski yönetmeliklere göre inşa edildiğini hem de ikinci afet senaryolarına karşı savunmasız olduğunu söyleyen Bal, şu uyarıda bulundu:
“23 Nisan’daki depremden bu yana yaşanan sarsıntılar, deprem sonrası tsunami riskini daha olağan ve görünür hale getiriyor. Sahil şeridindeki yapıların deprem dayanımı düşük, tsunami ihtimaliyle birlikte risk katlanıyor.”