Beyin kanseri tedavisinde yıllardır sınırlı ilerleme kaydedilen glioblastoma hastalığına yönelik yeni bir araştırma, tıp dünyasında dikkatleri üzerine çekti. Aziz Sancar liderliğinde yürütülen çalışmada, mevcut bir kemoterapi ilacı ile laboratuvar ortamında kullanılan bir maddenin birlikte uygulanmasıyla, deney hayvanlarında tümörlerin tamamen yok olduğu gözlemlendi. Sonuçlar umut verici olsa da, uzmanlar insan tedavisi için henüz erken olduğu konusunda temkinli olunması gerektiğini vurguluyor.
Glioblastoma, hızlı ilerleyen yapısı ve tedaviye dirençli karakteri nedeniyle tıbbın en zor mücadele ettiği kanser türleri arasında yer alıyor. Mevcut cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi yöntemlerine rağmen hastaların çok küçük bir kısmı uzun süreli hayatta kalabiliyor. Son yirmi yılda bu alanda köklü bir tedavi devrimi yaşanmamış olması, her yeni bilimsel gelişmeyi kritik hale getiriyor.
Araştırmanın merkezinde, EdU adlı deneysel bir madde ile glioblastoma tedavisinde yaygın olarak kullanılan Temozolomid isimli kemoterapi ilacı bulunuyor. Çalışmada bu iki maddenin birlikte verilmesinin, kanser hücrelerinin DNA onarım mekanizmalarını işlevsiz hale getirdiği tespit edildi. Tek başına uygulandıklarında sınırlı etki gösteren maddelerin, kombinasyon halinde çok daha güçlü sonuçlar ortaya koyduğu belirlendi.
Deneylerde kombinasyon tedavisi uygulanan farelerde, 23’üncü gün itibarıyla tümörlerin tamamen kaybolduğu gözlemlendi. Tedavi sonrası hayvanların uzun süre yaşamlarını sürdürmesi, çalışmanın en dikkat çekici bulgularından biri olarak değerlendirildi. Araştırmacılar, bu sonucun farklı tümör modellerinde de tekrarlandığını ve rastlantısal olmadığını ifade ediyor.
Beyin kanseri tedavisinde en büyük risklerden biri, tümör yok edilirken sağlıklı beyin dokusunun zarar görmesi. Yapılan deneylerde, uygulanan yöntemin kanserli hücreleri hedef alırken normal hücreleri büyük ölçüde koruduğu görüldü. Ciddi bir toksik etkiye rastlanmaması, çalışmanın klinik açıdan önemini artıran unsurlar arasında yer aldı.
Araştırma sonuçları, uluslararası saygın bir bilimsel dergide yayımlanarak bilim camiasının dikkatine sunuldu. Uzmanlar, bu çalışmanın glioblastoma tedavisinde yeni bir yaklaşımın kapısını aralayabileceğini ancak henüz kesin bir tedavi anlamına gelmediğini vurguluyor. Çalışma, özellikle DNA hasarı ve onarım mekanizmalarını hedeflemesi açısından yenilikçi bulunuyor.
Aziz Sancar, kamuoyunda oluşan yoğun beklentiye rağmen temkinli bir duruş sergiliyor. İnsanlar üzerinde klinik deneylere geçilebilmesi için resmi onay süreçlerinin tamamlanması gerektiğini belirten Sancar, bu sürecin yıllar alabileceğine dikkat çekiyor. Farelerde elde edilen başarının, insanlarda da aynı etkiyi gösterip göstermeyeceğinin henüz bilinmediği ifade ediliyor.
Çalışmanın temel hedefi, kanser hücrelerinin hayatta kalmasını sağlayan biyolojik yolları aynı anda devre dışı bırakmak. EdU, hücrelerin DNA yapısına entegre olurken, Temozolomid bu yapının onarılmasını engelliyor. Böylece kanser hücreleri, kendilerini yenileyemez hale geliyor ve yok oluyor.
Elde edilen bulgular, glioblastoma gibi ölümcül bir hastalık için önemli bir bilimsel eşik olarak değerlendiriliyor. Ancak uzmanlar, hayvan deneylerinde elde edilen sonuçların insan tedavisine birebir aktarılmasının her zaman mümkün olmadığını hatırlatıyor. Bu nedenle çalışma, kesin bir çözümden ziyade, güçlü ve bilimsel temeli sağlam bir umut olarak görülüyor.
Kaynak: Haber Merkezi