Antalya Belek Üniversitesi İnşaat Teknolojisi Programı Öğretim Görevlisi Hasan Özcan, 4-10 Mayıs tarihleri arasında kutlanan İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası kapsamında TRT Antalya Radyosu’na konuk oldu. Çalışma hayatının en kritik gündem maddelerinden birini kamuoyuyla buluşturan yayın, dinleyicilerden yoğun ilgi gördü.

İnşaat mühendisliği ve iş sağlığı ve güvenliği alanlarında akademik ve sektörel birikimini uzun yıllardır aktif olarak sürdüren Özcan, canlı yayın boyunca iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin pek çok temel konuyu ele aldı. Haftanın tarihsel arka planı ve toplumsal anlamından başlayarak iş sağlığı ve güvenliğinin bilimsel tanımını, çalışma hayatındaki işlevini ve önemini, bu bilincin eğitim yoluyla nasıl kazandırılabileceğini ve iş güvenliği uzmanlarının görev sınıflandırmasını kapsamlı biçimde anlatan Özcan, konuyu hem teorik hem de uygulamalı boyutlarıyla değerlendirdi.
1987’den bu yana her yıl Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı koordinasyonunda düzenlenen İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası’nın yalnızca sembolik bir anma etkinliği olmadığını vurgulayan Özcan, bu haftanın iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesine yönelik toplumsal bir farkındalık çağrısı niteliği taşıdığını ifade etti. Türkiye’de her yıl binlerce çalışanın iş kazasına maruz kaldığını ve bir bölümünün hayatını yitirdiğini hatırlatan Özcan, bu gerçeğin haftayı sıradan bir takvim kaydının çok ötesine taşıdığını belirtti.
Uluslararası Çalışma Örgütü ve ulusal iş sağlığı ve güvenliği kurumlarının verilerine atıfta bulunan Özcan, iş kazalarının yüzde 98’inin, meslek hastalıklarının ise yüzde 99’unun önlenebilir nitelikte olduğunu vurguladı. Bu çarpıcı tablonun gerekli önlemlerin alınmamasından kaynaklandığını belirten Özcan, 2015 yılında yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun “İnsanı Yaşat ki Devlet Yaşasın” felsefesi ve “Önlemek, Ödemekten Daha Ucuzdur” yaklaşımı üzerine inşa edildiğini hatırlattı. İş sağlığı ve güvenliğinin yalnızca bireyleri ve işletmeleri değil, toplumun bütününü ilgilendiren yapısal bir mesele olduğunu da sözlerine ekleyen Özcan, güvenli çalışma ortamlarının çalışan motivasyonunu, iş verimini ve işletmelerin ekonomik sürdürülebilirliğini doğrudan etkilediğinin altını çizdi.
Güvenlik kültürünün oluşturulmasında eğitimin belirleyici bir işlev üstlendiğini özellikle vurgulayan Özcan, mesleki ve teknik eğitim kurumlarından mezun gençlerin çalışma hayatına adım atmadan önce bu bilinci kazanmış olmasının kritik önem taşıdığına dikkat çekti. Öğrencilerin lisans ve ön lisans öğrenimleri süresince iş sağlığı ve güvenliği dersi almalarının, ilerleyen mesleki yaşamlarında tehlikeleri önceden tespit etme, riskleri kontrol altına alma ve iş kazalarını önleme konularında çok daha donanımlı bireyler yetişmesine zemin hazırlayacağını ifade etti.