MENÜ ☰
Peron Istanbul
Kartal Gazetesi » Eğitim, Genel, Sivil Toplum, Toplum » Sözün değeri meydanda belli olur!

Sözün değeri meydanda belli olur!



Sahadan Kaleme, Kalemden Gündeme-10

Eğitim-Bir-Sen İstanbul 4 No’lu Şube Başkan Yardımcısı Emre ŞAHİN, “Sözün değeri meydanda belli olur!  başlıklı  dikkat çeken o yazı;

“Sendikalar yalnızca hak aranan, taleplerin dile getirildiği veya yöneticilerin sorumluluk üstlendiği yapılar değildir. Sendika aynı zamanda ortak aklın, iradenin ve birlikte karar verebilmenin örgütlü hâlidir.

Eğitim-Bir-Sen’in kuruluşundan bugüne taşıdığı sendikal anlayışın temelinde de bu irade vardır. Üyenin sözünü kıymetli gören, teşkilatı merkeze alan, bağımsız iradeyi ve ortak aklı önemseyen bir anlayıştan söz ediyoruz. Bu nedenle seçimlerimizi yalnızca sandık başına gidilen günlerden ibaret görmek büyük bir eksiklik olur.

Önümüzde bunun en somut örneği var.

24 Eylül’de üyelerimiz delege adayları için sandık başına gidecek. 18 Ekim’de şube olağan genel kurulumuzda delegelerimiz şube yönetimini belirleyecek. Kasım ayında ilçe temsilciliklerimiz için yeni seçim süreçleri başlayacak. Ardından bu demokratik zincirin bir başka halkası olarak genel merkez seçimleri gerçekleştirilecek.

Yani bir üye sandık başına geçtiğinde aslında yalnızca bir isim için oy kullanmıyor. Kendi sendikasının geleceğinde söz sahibi oluyor.

Bu, küçümsenecek bir şey değildir.

Üyenin delegesini, delegenin şube yönetimini, üst kurul delegelerinin ise genel merkez yönetimini belirlediği bu yapı, sendikal hayatımızın en kıymetli taraflarından biridir. Yönetimlerin üyeler tarafından belirlendiği, farklı fikirlerin ortaya çıkabildiği, adayların kendilerini teşkilata anlatabildiği bir süreç, bizim için yalnızca bir seçim takvimi değil; adeta bir demokrasi şölenidir.

Fakat tam da burada kendimize dürüstçe bir soru sormamız gerekiyor:

Demokrasiyi yalnızca eleştirmek olarak mı görüyoruz, yoksa sorumluluk almak olarak da mı?

Çünkü sendikal eleştiri değerlidir.

Yönetimin yanlışını söylemek değerlidir. Eksikleri görmek, uygulamalardaki hataları göstermek, farklı bir yol önermek değerlidir. Hatta zaman zaman içeriden göremediğimiz bir problemi dışarıdan bir gözün fark edip önümüze koymasına ihtiyaç vardır.

Hiçbir yönetim yanılmaz değildir.

Uzun süre aynı yapının içerisinde bulunmak, zaman zaman yönetim körlüğüne yol açabilir. Her gün yaptığımız bir işin eksikliğini, dışarıdan bakan biri çok daha rahat görebilir. Bu nedenle farklı seslere tahammülümüzün değil, ihtiyacımızın yüksek olması gerekir.

Ancak eleştiri ile muhalefeti birbirine karıştırmamak da gerekir.

Bir eksikliği gösterip çözüm önermek başka şeydir; her durumda kusur arayıp hiçbir sorumluluk üstlenmemek başka…

Yanlış gördüğü uygulamayı değiştirmek için teşkilatın karşısına çıkmak başka şeydir; yıllarca köşesinde oturup birkaç cümleyle bütün teşkilatı etkileyeceğini düşünmek başka…

Ve belki en önemlisi:

Seçim zamanı geldiğinde konuşmakla, seçim zamanı geldiğinde susmak arasındaki fark.

Sendikal hayatımızda zaman zaman çok rahat bir muhalefet alanı oluşabiliyor. Her şey hakkında fikri olan, her uygulamayı eleştiren, yönetimlere akıl veren ama iş sorumluluk almaya geldiğinde ortadan çekilen bir anlayıştan söz ediyorum.

Oysa teşkilat, yalnızca konuşulan bir yer değildir.

Teşkilat; okul okul, iş yeri iş yeri, ilçe ilçe emek verilen bir alandır.

Sendikacılık, uzaktan yorum yapma sanatı değildir.

Meydana inmektir. İnsanların karşısına çıkmaktır. Fikrinin arkasında durmaktır. İkna etmektir. İtiraz etmektir. Gerektiğinde yönetime talip olmaktır. Sorumluluk almaktır.

Bugün bir yönetime dair eleştiriniz varsa, yarın o yönetimin yerine daha iyisini koyabilecek bir iradeniz de olmalıdır.

“Böyle olmamalı” demek önemlidir.

Ama asıl kıymetli olan, “Ben bunun daha iyisini yapmak için buradayım” diyebilmektir.

Çünkü seçimler, herkesin kendisini gerçekten gördüğü aynadır.

Konuştuğunuz cümlelerin teşkilatta ne kadar karşılığı olduğunu, insanların size ne kadar güvendiğini, anlattığınız düşüncenin kaç kişiyi ikna ettiğini seçim günü görürsünüz.

Bu, kimseyi küçümsemek için söylenmiş bir söz değildir.

Tam tersine, sendikal demokrasiyi ciddiye aldığımız için söylüyorum.

Eleştirin.

Hem de cesurca eleştirin.

Yanlış gördüğünüzü söyleyin. Yönetimin eksiklerini ortaya koyun. Bizi rahatsız edecek sorular sorun. Farklı fikirler üretin. Daha iyisini tarif edin.

Ama sözünüzün arkasına sorumluluk koyun.

Çünkü sendikacılık yalnızca kürsüden konuşmak değildir; gerektiğinde o kürsüye çıkıp hesabını verebilmektir.

Önümüzdeki seçim sürecini de tam olarak böyle okumalıyız.

Bu süreçte kimsenin susturulmadığı, kimsenin fikrinden dolayı dışlanmadığı; aksine farklı düşüncelerin kendisini ifade edebildiği, üyelerimizin özgür iradesiyle tercihte bulunduğu bir teşkilat iklimini büyütmeliyiz.

Çünkü güçlü sendika, herkesin aynı şeyi söylediği sendika değildir.

Güçlü sendika; farklı seslerin konuşabildiği, fakat konuşan herkesin gerektiğinde sorumluluk da alabildiği sendikadır.

24 Eylül’de sandık kurulacak.

O gün yalnızca adaylar değil, hepimiz kendi sendikal anlayışımızla sandığın karşısında olacağız.

Kimin daha çok konuştuğu değil, kimin teşkilata ne kattığı…

Kimin daha sert eleştirdiği değil, kimin daha fazla sorumluluk aldığı…

Kimin kendisini “akil” gördüğü değil, teşkilatın kimi gerçekten yanında gördüğü ortaya çıkacak.

Ve belki de bu seçimlerin en güzel tarafı tam olarak bu olacak:

Söz, sahibini bulacak.

Demokrasi biraz da budur.

Konuşmak kadar dinlemek, eleştirmek kadar üretmek, itiraz etmek kadar sorumluluk almak ve gerektiğinde meydanın ortasına çıkıp “Ben de varım.” diyebilmektir.

Bizim ihtiyacımız sessiz teşkilatlar değil; konuşan, sorgulayan, üreten ve sorumluluk alan teşkilatlardır.

Çünkü biz, üyelerimizin iradesiyle büyüyen bir sendikayız.

Ve bu iradenin en güçlü hâli, sandık başında değil yalnızca; sandığa kadar yürüyen cesarette ortaya çıkar.

Sözünüz varsa söyleyin.

İtirazınız varsa ortaya koyun.

Daha iyisini yapacağınıza inanıyorsanız, sorumluluk alın.

Çünkü sendikada gerçek karşılık, köşede kurulan cümlelerle değil, sahada kazanılır.

 

emreerensahin@gmail.com

Etiketler: ,
📆 06 Eylül 2026 Pazar 18:48   ·   💬 0 yorum   ·  
Peron Istanbul

KARTAL'DA HAVA

İSTANBUL

BLOG

YENİ SAYI
Kayakla Atlama Olimpiyat Sporcusu Milli Kayakçı Fatih Arda İplikçioğlu’nun kayak takımları kayboldu

YAZARLAR

RÖPORTAJLAR

BAĞLANTILAR