Uzmanlar, belirtilerin bulaştıktan haftalar sonra ortaya çıktığını ve tedavi edilmediğinde hastalığın yıllarca sürebileceğini belirterek toplum genelinde farkındalık çağrısı yaptı.
Kış mevsimiyle birlikte uyuz hastalığına bağlı hastane ve poliklinik başvurularında yükseliş gözleniyor. Türk Dermatoloji Derneği yetkilileri, son yıllarda uyuz vakalarının yeniden artış eğilimine girdiğini ve özellikle kapalı alanlarda bulaş riskinin ciddi boyutlara ulaştığını vurguluyor.
Uzmanlara göre uyuz, yalnızca bireysel bir sorun değil; yeterli önlem alınmadığında aileler, yurtlar, okullar ve toplu yaşam alanlarında hızla yayılabiliyor.
Türk Dermatoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Özlem Su Küçük, uyuzun sinsi ilerleyen bir hastalık olduğuna dikkat çekerek, “Bulaştıktan sonra belirtiler genellikle 2 ila 3 hafta içinde ortaya çıkıyor. Tedavi edilmediğinde ise hastalık yıllarca sürebiliyor” dedi.
Kaşıntının özellikle geceleri ve sıcak ortamlarda arttığını belirten Küçük, uzun süre tedavi edilmeyen vakalarda ciltte farklı lezyonların gelişebildiğini ifade etti.
Uzmanlar, uyuz tedavisinde yapılan en büyük hatanın yalnızca şikâyeti olan kişinin tedavi edilmesi olduğunu vurguluyor. Aynı ortamda yaşayan kişilerin tedavi sürecine dahil edilmemesi, hastalığın kronikleşmesine yol açabiliyor.
Uyuz tedavisinde kullanılan ilaçların tüm vücuda doğru şekilde uygulanmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekilirken; yastık kılıfı, çarşaf, kıyafet ve ortak eşyaların da yüksek sıcaklıkta yıkanması gerektiği belirtiliyor.
Prof. Dr. Küçük, bazı vakalarda hastalığın uzun süre teşhis edilemediğini ve bu nedenle ciddi komplikasyonlar yaşanabildiğini belirterek, “3 yıl boyunca süren uyuz vakalarıyla karşılaşıyoruz. Geç tanı, hem tedaviyi zorlaştırıyor hem de hastalığın yayılmasına neden oluyor” dedi.
Kreşler, yurtlar, spor salonları ve oteller gibi toplu kullanım alanlarının riskli bölgeler olduğuna dikkat çeken uzmanlar, bu alanlarda toplu tedavi uygulamalarının gerekebileceğini ifade etti.
Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Gülsüm Gençoğlan ise kış aylarında uyuz vakalarının poliklinik başvurularının yaklaşık yüzde 30’unu oluşturduğunu söyledi. Gençoğlan, uyuzun belirli bölgelerde yoğun kaşıntı ile kendini gösterdiğini ve özellikle yakın temasla kolayca bulaştığını belirtti.
Okullar, oteller ve kalabalık yaşam alanlarının bulaş açısından öne çıktığını kaydeden Gençoğlan, “Bu hastalık hijyenle ilişkilendirilse de aslında herkese bulaşabilir. Utanılacak bir durum değil, erken tanı ve tedavi çok önemli” ifadelerini kullandı.
Uzmanlar, uyuzun toplumda yanlış algılar nedeniyle gizlenebildiğini ve bu durumun hastalığın yayılmasını hızlandırdığını vurguluyor. Erken tanı, doğru tedavi ve temaslı kişilerin birlikte tedavi edilmesiyle uyuzun kontrol altına alınabileceği belirtiliyor.
Yetkililer, özellikle kış aylarında artan vakalara karşı hem bireysel hem de toplumsal düzeyde daha dikkatli olunması gerektiği uyarısında bulunuyor.
Kaynak: Haber Merkezi